Tefekkür Ağacı

Her karakter bir dünya, her satır bir yolculuk. Karakterlerin dünyasına adım atın ve onların dilinden hakikati dinleyin.

Mehmet Efendi

Ömer'in Babası

Ben Mehmet Efendi... Çocuklarımın güçlü, ahlaklı ve hakikat yolunu bulmuş insanlar olmasını isterdim hep. Bu yüzden hayatım boyunca yaşadıklarımdan çıkardığım dersleri, öğrendiklerimi ve onlara bırakmak istediklerimi ajandama not ettim. Bazı öğütlerimi açıkça değil, yazdığım hikâyelerin satırlarına gizledim. Depremle birlikte ömrüm sona erdi, fakat anlatmak istediklerim o sayfalarda kaldı. Ajandaya yazdıklarım, çocuklarıma sessizce bırakılmış birer hatıraydı.

"Bazen konuşmaya vakit olmaz; insan söyleyemediklerini yazar. Göremesem de, kelimelerimin onlara yol göstereceğine inanmıştım."

Ömer

Mehmet Efendi'nin Oğlu

Ben Ömer… Babamdan kalan eşyaların arasında, en çok ajandadaki sessizlik dokundu bana. Her sayfada hem onu hem de kendimi buldum. O iskelede, denizin kıyısında beklerken aslında kendi içime baktığımı fark ettim. Yaşadığım sıkıntılarla baş etmeyi, manevi değerlerimi hayatın içine nasıl yerleştireceğimi ve kendim için istediğim iyiliği başkaları için de dileyebilmeyi babamın satırlarından öğrendim.

"Ağlamaktan hiç utanmadım; çünkü gözyaşı bazen bir adamın en dürüst duasıdır. İçimdeki tohumdan bir parça oğlum Mehmet'in kalbine attım. Mehmet ise bunu en güzel şekilde sulamanın yolunu buldu.."

Selami Bey

Çaycı

Ben Selami... Ömer'i tanıdığım ilk günden beri onda dürüstlüğü, çalışkanlığı ve insanlara karşı nezaketini fark ettim. Bugünün şartlarında kolay rastlanmayan bir karakterdi; kimse görmese bile doğrusunu yapmaya çalışan biriydi. Kendi derdi ağır olsa bile başkasına yük olmamak için gayret ederdi.

"Bir yetimin ayakta durmasına yardımcı olmak, büyük bir iş değil; sadece insanlık borcudur. Toplum, Ömer gibi ahlaklı ve sağlam duruşlu gençler sayesinde ayakta durur. Her fırsatta ona güven vermek istedim. Çünkü bazen birine inanmak, verebileceğin en büyük destektir."

Mehmet

Ömer'in Oğlu

Ben Mehmet… Dedemin adını taşırken, onu yazmış olduğu ajandadaki satırlar sayesinde tanıdım. Kitapçı dükkânında babamla geçirdiğim zamanlar, bana hem geçmişimi hem de kim olmak istediğimi öğretti. Okulda markalarla ölçülen bir rekabetin içinde kaldım; telefonlar, ayakkabılar, kıyafetler… Bazen bu dünyanın parıltısına kapılacak gibi oldum, bazen de kendimi başkalarıyla kıyaslamaktan yoruldum. Sonra bir ayetle karşılaştım; kalbime dokunan o cümle, beni öfkemden de mahcubiyetimden de çekip aldı.

"Affetmeyi seçtiğim gün anladım ki değerli olmak, başkalarının gözünde değil; insanın kendi duruşundadır. Şimdi dedemin ajandasının sonunda kendi sayfalarımı yazıyorum; çünkü öğrendim ki insan, özünü koruduğunda başkasına da yön verebilir."

Rumeysa Hanım

Ömer'in Eşi

Ben Rumeysa… Sözlerle anlatamadığım şeyleri kalbimde saklamayı öğrendim küçüklüğümden beri. Ömer'i her gördüğümde yüzü kızaran bir delikanlıydı; ben de kalbimin neden kıpırdadığını kimselere söyleyemedim. Bazen insan en çok değer verdiklerini sessizce korur; çünkü her duygu açıklanacak kadar cesur değildir. Babamın Ömer'e duyduğu güven, benim de içimde ona dair bir ışık yaktı. Ben onun ahlakına aşık oldum. Askerliğe gideceğini duyduğum gün içime çöken sessizliğin sebebini kendime bile itiraf edemedim.

"Uzak kalmak bazen sevgiyi azaltmaz; aksine insanı kalbinin gerçeğiyle baş başa bırakır. Ömer'in kalbine sessizce dokunan duygum, zamanla yuvasına omuz verdiğim bir sevdaya dönüştü."

Okuyuculardan

Tefekkür Ağacı'nı okuyanların sözleri

"Yüreğine kalemine sağlık çok güzel bi kitap olmuş .Büyük bi zevkle okudum .Yolunda bahtında açık..."

- Aygül Güngör

"Umre yolculuğum sırasında kıymetli yazarımızın hediyesi olarak tanıştığım Tefekkür Ağacı, benim için..."

- Sude Can KOCABIYIK

"📚 Tefekkür Ağacı | Emre Güngör Her yaştan okura hitap eden, kısa ama kıymetli bilgilerle dolu bi..."

- Tuğba ekin aydın